top of page

Arama Sonuçları

Boş arama ile 226 sonuç bulundu

  • İyi Bir Satış Danışmanı Nasıl Olmalıdır ?

    Eskiden işler daha kolaydı. İnsanlar alışverişe çıkar üç beş bilemediniz on mağazaya girer ve ihtiyacını giderirdi. Eskiden arzın az olmasından dolayı talep ve ihtiyaçlar da günümüze göre daha azdı. Çok fazla marka, mağaza ve internet yoktu. Günümüzde ise eskiye göre tüm alışveriş alışkanlıkları değişti. Özellikle internet satışları tüm satış kanalları arasında ciddi bir pay yakaladı. Ancak incelediğimizde hala çok sayıda insanın mağaza gezerek, satış danışmanına ürün hakkında sorular sorarak, ürüne dokunarak, giyinerek, hissederek, koklayarak ya da tadarak alışverişi yaptığını görüyoruz. Bu tüketici grubu internete inat alışverişlerini hep böyle gerçekleştirecekler gibi görünüyor. Ben de bu grubun arasındayım. Çok yüksek rekabet yaşanan sektörlerde firmaların müşteriyi mağazaya çekebilmesi için müşteriyle ilk temas kurduğu vitrinleri görsel olarak düzenleyip diğer firmalardan farklılık kazanması kaçınılmaz bir gerekliliktir.. Kimi zaman vitrinlerde hazırlanmış güzel bir kombin, estetiklik, reyon düzeni, mağazadaki düzen, ışıklandırma, temiz bir ortam ve güler yüzlü mağaza personelleri bu konuda aktif rol alıyor. Mağaza satış danışmanının sadece güler yüzlü olması yeterli değil, aynı zamanda müşteriyi sıkmaması da önemli bir etken. İyi Bir Mağaza Satış Danışmanının Özellikleri (Tavsiyelerim) Müşterilerinizi sanki evinize gelen bir misafir gibi karşılayın ki müşteri de kendisini evinde gibi hissetsin. Vitrin görselinizi çok özenle hazırlayın. Unutmayın ki müşteriyi mağazaya yaklaştıran önemli bir etkendir. Mağazaya giren müşterinize asla bir av gözüyle bakmayın. Yani aklınızda sadece satış olmasın. Daha doğrusu aklınızda hiç bir şey olmasın. Sadece samimi olun. Bazı müşteriler çok soru sorar, bazıları anlattıklarınızı anlamaz, bazıları sizi iyi dinlemez. Her zaman ve her müşterinize karşı sakin, sabırlı ve hoşgörülü davranın. Stres hayatınızda hep var olacak, bu yüzden stresinizi yönetmeyi bilmelisiniz. Mağazadaki diğer satış danışmanı arkadaşlarınızı rakibiniz değil ekip arkadaşınız olarak görün. Unutmayın ki yardıma ihtiyaç duyduğunuzda ilk satış danışmanı arkadaşlarınız yanınızda olacak. Müşteri mağazaya girdiğinde olabildiğince rahat bırakın mağazayı gezsin raflara baksın. Siz de 3-5 metre geriden takip edin. Buradaki amacımız müşteriyi evinde gibi rahat hissettirmek. Sattığınız ürünü çok iyi bilin. Tüm detaylarını öğrenin. O ürünü/ürünleri sizden daha iyi hiç kimse bilemesin. Satışta bunun inanılmaz yararını görürsünüz. Müşterilerine çok nazik ve iyi davranan büyük bir mağaza sahibi, "İyi bir satış danışmanını" şöyle anlatıyor : En büyük karınız iyi seçilmiş, iyi eğitilmiş, iyi bir ücret alan ve iyi yatiştirilmiş bir ürün/satış danışmanıdır. Bu büyük mağaza sahibi işveren satış danışmanlarını aşağıda sıralanan kriterlere göre seçiyormuş. Mağazama alacağım satış danışmanlarını ben seçerim.Onlarca insanla görüşüp birini seçerim.Seçerken de şunlara dikkat ederim diyor: 1. Görünüşü güzel olmasa da sevimli olmalı. 2. Atılgan ve cesur olmalı. 3. Çabuk cevap verip düzgün konuşabilmeli. 4. Tahsil yapmış olması avantajdır. 5. Aile münasebeti düzgün olmalı, bir satış danışmanı için bu çok önemli. 6. Tecrübe çok önemli değildir, başlangıçta olmasa da olur. Ürün/satış danışmanı olarak seçtiğim kişiyi mağazanın eğitim müdürü ile tanıştırır ve bütün mağazayı gezdiririm. Eşyaları gösterir ve özelliklerini gösteren bir broşür veririm. Kendisinin bir ev sahibi olduğunu, misafirlerinde müşteriler olduğunu anlatırım. İsterim ki müşteri mal alsa da almasa da kapıya kadar güler yüzle uğurlansınlar. Terbiye ve incelik satış sanatının birinci şartıdır.Hareketlerimiz müşterilerimizin hoşuna giderse malımız da hoşuna gidecektir. En iyi ürün danışmanlarımı manto ve elbise satılan bölümlere yerleştiririm.Hiç bir ürün danışmanı tecrübe sahibi olmadan pahalı ürünlerin olduğu bölümde satış yapamaz.Yapacağı en ufak bir hata bile çok pahalıya mal olabilir. Ürün danışmanı müşteriye yardımcı olmalıdır.Müşteriyle çok yakın ilgilenen satış danışmanları başarılı olur. Düşünün ki bir bayan müşteri halı mağazasına girdi ve bir halı istedi. Ürün danışmanı eğer iyi bir ürün danışmanıysa, hemen : "Kaç liralık bir halı bakmıştınız" diye sormaz. Öncelikle ona oturması için bir yer gösterir.İstirahat ediniz efendim...der. Ve alacağı cevaplardan müşterinin ekonomik durumunu da anlamaya çalışır.Bundan sonra müşteriye alabileceği bir halı aramaya başlar. Sanki mağazanın değil de müşterinin adamı gibi davranır. Hatta müşteri daha fazla halı almak isterse, satış danışmanı bütün evi görmek isteyebilir, bu durum müşteriyi çok memnun eder. Alan memnun, satan memnun, patron memnun..

  • Satış Görüşmesinde Etkili Konuşma Nasıl Yapılır ?

    Güzel konuşmak iletişimde en az dinlemek kadar önemlidir.Bununla ilgili özdeyiş bile var.”İnsanlar konuşa konuşa, hayvanlar koklaşa koklaşa anlaşır” Konuşmak insanlara verilmiş bir armağandır.Bazılarımız bu güzel şansı çok iyi değerlendiriyor ve başarılı işler yapıyor.Bazılarımız ise ne yazık ki bu şansı hiç değerlendirmiyor. Özellikle satış,pazarlama işinde etkili konuşmak çok önemli ve gereklidir.Birçok satıcı arkadaşımın ortak bir sıkıntısı var.Konuyu açamamak ya da sohbeti devam ettirememek. O zaman bunun için biraz çalışalım ve bazı şeylere dikkat edelim: Konuşmaya başlamak ve giriş yapmak Konuşmaya başlamadan önce şuna dikkat edin; sesiniz kırılgan, çok sakin, yavaş, yüksek sesli ya da özür diler pozisyonda olmasın.Doğallığı elden bırakmayın.Her zaman ki gibi olun. Oraya satış görüşmesi için gittiniz ya da müşteri size bu yüzden geldi.Bunu aklınızdan çıkarmayın.Yani müşteriyle ortamı yumuşatmak için yaptığınız havadan sudan muhabbeti çok uzatmayın.Müşterinizin durumuna ve isteğine göre mutlaka oradan buradan şeyler konuşun ama dediğim gibi bu kısmı çok uzatmayın.Yoksa müşterinizin dikkati dağılabilir. Müşteriniz ya da sizi dinleyen kişi ilk başta tüm dikkatini size yoğunlaştırır.Sakin bir biçimde dinler.Bu esnada beyni bazı kararlar vermeye başlar.Kalmak ya da gitmeye karar verebilir.İlkel beynimiz bu şekilde işler.”Kal ya da git” bu kadar basit bir komut. Konuya başlarken birkaç cümleyle kısa bir giriş yapın ve müşterinizi muhakkak görüşmeye dahil edin.Bir şeyler gösterin, müşterinize sorular sorun. Konuşmanızı aşırı resmi bir dille yapmayın. Müşterilerinizin beyninde merak uyandırın.Onlarıda ilgilendiren bir şeyler anlatın. Sesinizi çok iyi kullanın.Ahenkli, ritmli, tane tane anlaşılabilir biçimde konuşun. Anlatacağınız konuya hakim olun.Bunun için de iyi bir hazırlık yapın.Gelebilecek soruları tahmin edin.Bilmediğiniz bir soruyla karşılaşırsanız asla cevap vermeyin.Araştırıp en kısa süre içinde doğru bilgiyi ileteceğinizi söyleyin.Bu aynı zamanda müşteri gözünde güvenilirlik algınızı da yükseltir. Ürün ya da hizmetinizi anlatacağınız zaman konuyu planlayın, bir sıralama yapın. Etkili ve güzel konuşabilmek için entelektüel bilgi seviyemizin de yüksek olması önemlidir.Bu da çok okumakla ve ilgimizin dışında kalan konuları da araştırmakla mümkün olur. Müşterinize ürün,hizmet,firma bilgisi,pazar ya da rakipler hakkında bilgi verirken; “şey, aa, hmm, falan,filan” gibi kelimeleri kullanmamaya özen gösterin.Net verilerle net bilgiler verin ve bildiğiniz kadarını verin.Bilmediğiniz konulara girmeyin. Sadece bir müşteri değil de iki ve daha fazla müşteri karşısında anlatıyorsanız, herkese hitap edin.Dinleyicilerle göz teması kurun.Göz teması her bir dinleyiciyle 3-5 saniye arasında olmalıdır.Bu şekilde tüm dinleyicileri konuya dahil edebilirsiniz. Yukarıda da belirttiğim gibi karşınızda bir grup müşteri varsa bu, sesinizi yükseltmeniz anlamına gelmez.Rahat olun ve yumuşak bir ses tonuyla konuşun. Nefesinizi diyaframdan alın verin.Nefes aldığınızda göğsünüz değil, karnınız şişsin.Bu şekilde nefes alıp verirseniz, hem heyecanınızı bastırırsınız hem de sesiniz titremez, kelimeler tane tane çıkar. Ürün/hizmetinizi anlatıp konuşmanızı bitirirken mutlaka anlattıklarınızın bir özetini yapın. Son olarak soruları alın.Bir de sizi dinledikleri için teşekkür etmeyi unutmayın.

  • Pazarlamada Yeni Yaklaşımlar

    Geçtiğimiz on yılda, pazarlamada çok yeni kavramlar ortaya çıkmıştır.Bu yaklaşımların bazıları, pazarda ortaya çıkan yeni trendleri dile getirmektedir. 1970'l yıllardan itibaren pazarlamanın ticari alanlar dışında da uygulanabileceği düşünülmeye başlanmış ve kabul görmüştür. 1980'li yıllarda ise hizmet sektörünün giderek yaygınlaşması ve öne çıkmasıyla mevcut 4P yaklaşımı tartışılmaya başlanmıştır.Bu tartışma beraberinde 7P kavramını doğurmuştur. 1980'li yıllarda ki pazar odaklılık kavramı, 1990'lı yıllarda ise ilişkisel pazarlama ve müşteri ilişkileri yönetimi CRM (consumer relationship management) i doğurmuştur. Pazarlama alanındaki yeni trendler çoğunlukla teknoloji kullanımıyla doğru orantılı gelişir.Televizyon, internet derken şimdi de akıllı telefonların hızla yayılmasıyla pazarlama da hızlanmıştır. Pazarlama yaklaşımları ana başlıkları ile şöyledir : Niş Pazarlama : Türkçemizde kovuk anlamına gelen niş(nische), daha etkin pazarlama yapabilmek için, ana pazarı daha alt pazarlara ayırarak, özel olanlar için, özel pazarlama yapılır. Pazarda yeterince hizmet görmeyen pazar bölümü niş dir. Yeşil Pazarlama : Yeşil pazarlamada ise sosyal sorumluluk, sürdürebilirlilik ve çevre koruma faktörleri ön planda tutularak ürün üretilmesidir. Tüketicilerin istek ve ihtiyaçları karşılanırken, çevreye verilen zarar minimum tutulur. Destinasyon Pazarlama : Yerleşim yerinin çevresindeki güzellikler, doğal ve tarihi mimari olabileceği gibi eğlence yerleri ya da dini yerler de olabilir. Gezen turistler, bu güzelliklerden birini görmek için gelmişken, diğerlerini de görür. Gerilla Pazarlama : Gerilla pazarlama, kıt kaynaklarla etkili ve sıra dışı mecraları kullanarak mesajı çarpıcı şekilde iletmektir. Mesela; Nike sokaktaki çöp bidonlarını basket potasına çevirerek potadaki filenin yerine, çöp poşetleri takmıştır. Gerilla pazarlamada en önemli unsur, ürünün tüketicinin karşısına en beklenmedik anda çıkmasıdır.Gerilla pazarlama yapmak için büyük bütçelere gerek yoktur. Doğrudan Pazarlama : İletişim araçları ve teknolojileri kullanılarak ve aracı olmadan yapılan pazarlamaya doğrudan pazarlama denir. Doğrudan pazarlamada satış yerleri yoktur.Müşteri siparişleri doğrudan alınır ve gönderilir. İnternet Pazarlama : 21.yüzyılın başlarında hayatımıza tamamen giren internet, günümüzde çok etkili bir pazarlama aracı olmuştur. İnternet sayesinde mesafeler azalmış, üreticilerle tüketiciler birbirine daha da yaklaşmıştır. İnternette pazarlamada web siteleri, mail yollama, sosyal paylaşım siteleri, forumlar yoğun olarak kullanılmaktadır. Bugün milyarlarca dolar hacminde e ticaret yapıldığını da unutmayalım. İzinli Pazarlama : İletişim teknolojileri kullanılarak tüketicilere mesaj gönderimi yapılan sistemdir.Amaç tüketicililere bir ödül göstererek alışverişi arttırmaktır. İzinli pazarlamada mesajın gönderileceği kitle, hali hazırda müşteri olan kitledir. Birçok mağaza ve sanal alışveriş ortamında müşterilerin cep telefonlarının numaralarının istenmesinin sebebi budur. Tacizkar Pazarlama : Adından da anlaşılacağı üzere, tüketicileri rahatsız edebilen, akışı bozan pazarlama şeklidir.Örnek verecek olursak; televizyonda keyifle izlediğimiz bir filmin arasına aniden reklam girerek filmin akışının bozulmasıdır. Kulaktan Kulağa Pazarlama : Kulaktan kulağa pazarlama ya da diğer bir adıyla ağızdan ağıza pazarlamadır.Başka bir adı da dedikodu pazarlamadır. Müşteri satın aldığı bir ürün ya da hizmetten memnuniyetini veya şikayetini çevresindeki insanlara aktarır. Bu aktarım, eğer olumsuz ise olumlu aktarıma göre en az 2-3 kat daha fazla olur. Olumlu tepkiler de olumsuz etkiler de işletmeleri direk etkilemektedir.Bu yüzden müşteri memnuniyeti önemini bir kere daha göstermektedir. Mobil Pazarlama : Son beş yılda akıllı cep telefonlarının yaygın kullanımı ile birlikte mobil pazarlama kavramı ortaya çıkmıştır. Şirketler dijital reklamlarını hazırlarken, hem masa üstü uygulaması hem de mobil uygulama şeklinde oluşturmaktadır. Mobil pazarlamanın diğer özelliği de izinli pazarlamayı sağlamasıdır.Bu şekilde hem bire bir pazarlama imkanı doğar, hem de hızlı ve ucuz bir reklam yöntemidir. Virütik Pazarlama : Virüik pazarlama, kulaktan kulağa pazarlamanın internet ortamında yapılan halidir. Tüketiciler yorumlarını e postalarla ve forumlara katılarak yapar.Virütik pazarlamanın en büyük özelliği hızıdır.Adından da anlaşılacağı gibi olumsuz yorumlar virüs gibi hızla yayılır. Deneyimsel Pazarlama : Deneyimsel pazarlamada önemli olan nokta, ürün fonksiyonları ve faydaları yerine tüketici deneyimlerinin konmasıdır. Postmodern Pazarlama : Herşeyin zamana ve mekana bağlı olarak farklı olabileceğini ifade eden postmodernizmin pazarlamaya uyarlanmış halidir. Bunların dışında değer temelli pazarlama ve ilişkisel pazarlamalardan da bahsedilmektedir.

  • Stratejik İletişim Nasıl Yapılır ?

    Halkla ilişkiler, müşteri ilişkileri, satış ve pazarlama profesyonellerinin işine yarayacağını düşündüğüm bir çalışma hazırladım. Stratejik iletişim planlaması aşağıdaki 17 maddenin gerçekleşmesi ile oluşturulur. 1. Özet: SİP’i yapılacak firma/ürün hakkında SİP amaçlarını, seçilen yöntemler hakkında kısa bir bilgilendirici yazı. 2. Giriş: SİP’i hazırlanacak kurum veya ürün hakkında bir takım tanıtıcı ticari veya kuruluş bilgilerinin yer aldığı bölümdür. - Tarihçesi, Pazar değeri, Pazar payı, algılama/konumlandırma haritası, hizmet ve ürün modelleri, rakipleri, kuruluş amacı (misyonu), kendini gelecekte görmek istediği nokta (vizyon), finansal durumu, geçmişte yaptığı pazarlama iletişimi faaliyetleri, çalışan profili, işletme politikası vb… - Eğer Sip’i hazırlanacak kurum, ticari bir kurum değilse (kar amacı olmayan), örneğin bir sivil toplum örgütü, dernek, yerel yönetim, devlet organı veya siyasi parti/politikacı vb ise buna uygun şekilde ilgili bilgiler özetlenebilir. 3. SİP’in Amacı: - SİP’in amacı açıkça belirtilir. Örneğin bir kurumun uzun vadede (1 veya 3 yıl olabilir) hedef kitlesi ve sosyal paydaşları nezdinde olumlu algılanmasını sağlayacak, itibarını arttıracak, geniş kapsamlı ve genel amaçlı bir SİP hazırlanabileceği gibi, bir ürün hakkında farkındalığı veya istenen bir algıyı oluşturmak ve satışına/pazarlanmasına destek olmak amacıyla kısa vadeli (3 ay veya 6 ay) özel amaçlı SİP’de hazırlanabilir. - SİP’in amacı bölümünde, kurumun/ürünün iletişim sorunu veya iletişim ihtiyacı belirlenmelidir, zira bütün SİP ve yaratıcı strateji/iletişim etkinlikleri bu sorun veya ihtiyaç üzerine kurulacaktır. 4. Süre: SİP’in ne kadarlık bir zamanı kapsadığı açıkça belirtilir. Sadece 6 ay veya 1 yıl olarak değil ay da gösterilir. Örneğin: ! Kasım 2004 – 25 Aralık 2005 arası gibi. 5. Mevcut Durum Analizi (SWOT) İletişimi yapılacak kurum veya ürün hakkında ön araştırma yapılır. Bu araştırma sonucunda elde edilen birincil veriler (kendi yaptığımız yeni bir araştırma) veya ikincil veriler (daha önce yapılmış araştırma sonuçları, basın haberleri, çeşitli raporlar vb) bir araya getirilerek bir mevcut durum analizi yapılır. Bu analizde verilen Brief de mutlaka dikkate alınır. Bu brifi ilgili bölüm yöneticisi veya üst düzey yönetici verebileceği gibi işi bizzat yapan çalışanlardan da brif alınabilir. Bir kurumun iletişim / halkla ilişkiler yöneticisi için birifi alacağı genel müdür veya pazarlama müdürü “iç müşteri”dir. Bir iletişim/halkla ilişkiler şirketindeki danışman veya uygulamacı içinse brif alınacak kurumun yetkilileri “dış müşteri”dir. Mevcut durum analizinde, elimizdeki bilgiler ve veriler ışığında daha sağlıklı bir iletişim planı hazırlayabilmek için iletişimi yapılacak ürün veya kurumun tarafsız bir şekilde Güçlü Yönleri (Strengths), Zayıf Yönleri (Weaknesses), Fırsatları (Opportunities) ve Tehditleri (Threats) belirtilmelidir. Türkçe işletme literatüründe FÜTZ de kullanılmaktadır. F: Fırsatlar, Ü: Üstünlükler, T: Tehditler, Z: Zayıflıklar. İngilizce karşılığı olan sözcüklerin baş harflerinin bir araya getirilmesiyle SWOT da denilen mevcut durum analizi; örgütsel/ürüne ait ve çevresel faktörlerin olumlu ya da olumsuz yönleriyle incelenmesini içermektedir. Bunları, örgütsel ve çevresel diye iki gruba ayırabileceğimiz gibi; olumlu ve olumsuz diye gruplandırmamızda mümkündür. Güçlü Yönler: İşletmenin amaçlarına ulaşabilmesi için büyük rol oynayan; onun güçlü ve üstün yönleridir. Yöneticiler bu üstünlüklerin farkına vararak, bunları rakiplerine karşı birer koz olarak kullanabilmelidir. Zayıf Yönler: İşletmenin amacına ulaşmasında, olumsuz etkilere sahip olan zayıf yönleridir Kurumsal olarak, işletmenin (veya ürünün) kapatılması gereken açıkları ve zayıflıkları üzerinde durur. Özellikle rakipler karşısında bu zayıf yönler büyük önem taşır. Fırsatlar: Kurumun amaçlarına ulaşmasını kolaylaştıran, destekleyen, faydanılması gereken olumlu yönde çevresel etkilerdir. Tehditler: İşletmenin amaçlarına ulaşmasına engel teşgil eden çevresel etkilerdir. İşletmeyi olumsuz yönde etkileyen, hatta tehdit eden öğeler içerir. Bu tehditkar unsurlara dikkat edilmesi ve proaktif biçimde önlem alınması gerekir. 6. İş Hedefleri: İletişim planı hazırlanırken şirketin/ürünün iş hedeflerini (ya da pazarlama/satış, finansal hedeflerini) bilmemiz gerekir. İletişim hedeflerimiz ve iletişim faaliyetlerimiz, iş hedeflerinden bağımsız yürütülemez. İletişim hedefleri ve faaliyetleri, işletmenin genel hedefleriyle uyumlu ve bütüncül olmak zorundadır. Bu nedenle brif alınırken, şirketin yıllık veya belli bir projeye özel iş hedefleri iş planlarından öğrenilir. İş hedefleri şu şekilde olabilir. Örneğin: 1 yıl sonunda satışların %20 artması. Şu anda ürün satış miktarı 120 bin ise belli bir dönem sonunda bu miktarın 160.000’e çıkması. Ya da net gelir veya ciro şu anda 100.000 dolar ise 1 yıl sonra 150.000 dolara yükselmesi gibi. Eğer kurum ticari olmayan bir kuruluşsa iş hedefleri şu şekilde olabilir: Örneğin; bir dernekse, belli bir dönemin sonunda derneğe bağışta bulunan sponsor sayısının 100’den 150’ye çıkması veya dernek gelirlerinin %30 artması gibi. 7. İletişim Hedefleri: SİP’in asıl kısmıdır. İletişim hedefleri, aynı zamanda hedef kitleden beklediğimiz tutum/algı değişikliğini veya oluşumunu da temsil eder. İletişim hedeflerinin doğru tayin edilebilmesi için hedef kitlenin kurum/ürün hakkındaki mevcut algısının/tutumun, kanaatinin bilinmesi gerekir. Ve tabii geçmişte kuruma/ürüne karşı nasıl bir tavır takındıkları ve davranış gösterdiklerinin bilinmesi faydalıdır. Bunun için bir ön araştırma yapılması gerekir. Örneğin; eğer bir kurumun hedef kitlesi üzerinde saygın ve güvenilir bir izlenim yaratmak istiyorsak, bu doğrultudaki mevcut algının ne olduğunu bilmemiz gerekir. Ya da bir ürünün hedef kitle üzerindeki farkındalığı/tanınırlığı ya da özellikle bilinmesini istediğimiz bir özelliğinin algılanması için mevcut algı/tutum oranını bilmeliyiz. 8. Hedef Kitle: İletişimi yapılacak kurum ve ürün hakkındaki algılarını, tutum ve davranışlarını değiştirmeyi veya pekiştirmeyi amaçladığımız gruptur. Kurum/ürünle bağlantılı olarak ayrıntılı incelemesi yapılır; birincil ve ikincil önemdeki hedef kitleler belirlenir. Bu grupların yaş, cinsiyet, eğitim, takip ettikleri medya, gelir düzeyleri, alışveriş alışkanlıkları, dünya görüşleri, geldikleri kültürel çevre vb gibi bütün özellikleri belirlenir. Bu belirleme yapılırken daha önce aldığımız briften, araştırma sonuçlarından, birincil ve ikincil verilerden faydalanılır. 9. Sosyal Paydaşlar: Doğrudan hedef kitlemiz olmasa da mesajlarımızdan etkilenebilecek, ya da hedef kitleyi etkileyebilecek, mesaj taşıyabilecek ve iletişim planımızın etkisini arttırabilecek bütün ilişki halinde olduğumuz çevreleri, kurumları ve kişileri kapsar. Mesajlar tasarlanırken, iletişim faaliyetleri planlanırken paydaşların mutlaka bu süreçlere dahil edilmesi gerekir. Müşterilerimizin dışında birlikte iş yaptığımız paydaşlara İŞ SOSYAL PAYDAŞLARI, doğrudan iş yapmadığımız ama hedef kitlemizi ve yürüttüğümüz iletişim faaliyetlerinin gidişatını etkileyebilecek olan paydaşlara ise ETKİLEYİCİ SOSYAL PAYDAŞLAR denir. -İş sosyal paydaşları; çalışanlar, hissedarlar, alt yükleniciler, aracılar, bayiler, tedarikçiler, bankalar, dernek üyeleri, sponsorlar vb olabilir. -Etkileyici sosyal paydaşlar; medya, sivil toplum örgütleri, çalışanların aileleri, emekliler, üniversiteler, yerel yönetimler, devlet organları, politikacılar vb olabilir. Etkileyici sosyal paydaşlar aynı zamanda iş sosyal paydaşı da olabilir. 10. Mesaj: Kurum ve ürün hakkında tutum ve davranışlarını değiştirmeyi, etkilemeyi amaçladığımız hedef kitlemize bu değişikliği sağlaması beklentisiyle göndereceğimiz ileti (mesaj) iletişim ve iş hedeflerimize uyumlu olmalı ve istenen davranış değişikliğini meydana getirecek güçte ve etkide tasarlanmalıdır. Mesaj, sade, özgün ve net olmalı, slogan biçiminde olmamalıdır. Mesaj, hedef kitlemizin ürün veya kurumu nasıl düşünmesini, algılamasını arzu ediyorsak ona uygun özelliklerde kodlanmalıdır. Tasarladığımız mesaj veya mesajlar projemizdeki bütün iletişim araçlarında ve iletişim etkinliklerinde kullanılır, temel oluşturur, mesaj bu etkinliklerin içine sindirilir ve hedef kitlenin kodları açması, benimsemesi ve geribildirimde bulunması amaçlanır. 11. Yaratıcı Strateji / İletişim Etkinlikleri: Tasarlanan mesajları taşıyarak hedef kitleye ve sosyal paydaşlara ulaşmasını ve arzu ettiğimiz tutum/kanaat değişikliğini yaratmasını sağlayacak yaratıcı stratejiye dayalı iletişim etkinlikleridir. Bu etkinliklerin mümkün olduğunca yaratıcı ve özgün olması gerekir. Bu etkinlikler amaçlara uygun olarak çok çeşitli olabilir. Bir sponsorluk çalışmasından, bir ödül törenine, bir yarışmadan, yayınlanacak bir kurum dergisine, eğitim seminerlerinden, orijinal bir web sayfasına, bir bayi gezisinden, basın mensuplarına yönelik bir ürün lansmanına kadar uzanabilir. İletişim etkinlikleri bütçeleriyle birlikte üst yönetim tarafından onaylandıktan sonra tek tek uygulama planları haline getirilir. Örneğin iletişim etkinlikleri önerileri içinde bir sponsorluk çalışması varsa bu ayrıca PR UYGULAMA PLANI (PRUP) olarak ayrı projelendirilir. Aynı şekilde bu sponsorluğun basın aracılığıyla kamuoyuna duyurumu amaçlanıyorsa, bu basın toplantısı için ayrıca bir PRUP hazırlanır. Bu PRUP’lar SİP ile uyumlu olmak üzere kendi içinde müstakil birer SİP gibi düşünülür. Yani bir PRUP’un da amacı, hedef kitlesi, iletişim araçları, beklenen tutum değişikliği vb bulunur. SİP strateji, PRUP ise taktik belirler. 12. İletişim Araçları: İletişim etkinlikleriyle uyumlu olmalıdır. İletişim araçları medya olabileceği gibi birebir hedef kitleye yönelik farklı araçlarda olabilir. Medyaya yönelik örneğin, basın bülteni, basın kiti, basın toplantısı, basın gezisi, makaleler, editöre mektup, röportajlar, video basın bültenleri kullanılabilir. Kitle iletişim araçlarının dışında hedef kitlemizle birebir iletişim kurmamızı sağlayacak araçlar olarak, örneğin; broşür, kurum dergisi, roadshow, doğrudan postalamayla mektuplar, e-posta, kişisel görüşmeler/toplantılar vb kullanılabilir. 13. Hedef Kitleden Beklenen Tutum ve Davranış Değişikliği: İki odaklı düşünebiliriz: İletişim hedeflerine yönelik tutum değişikliği ve bunun ardından gelmesi beklenen iş hedeflerine odaklı davranış değişikliği. Uyguladığımız iletişim faaliyetleri sonunda, hedef kitleye mesajlar ulaştıktan sonra amaçladığımız algı/tutum değişikliğinin meydana gelip gelmediği burada temel meseledir. Bir iletişimci olarak bizi asıl ilgilendiren tutum/kanaat oluşumu veya değişikliğidir. Yani iletişim odaklı olan kurumla/ürünle ilgili algı/tutum/kanaatin nasıl bir değişime uğradığıdır veya arzulanan yönde bir oluşumun gerçekleşmesidir. Eğer tutum değişikliği arzu edildiği biçimde gerçekleşmiş ama iş hedeflerine ulaşılamamışsa, diğer faktörler gözden geçirilmelidir. Ürün kalitesi, fiyat, satış, müşteri ilişkileri yönetimi, dağıtım, vb birçok etkende sorun olabilir. Ama örneğin bir kurum/ürün hakkında arzu ettiğimiz bilinirlik sağlanamamışsa, SİP yeniden gözden geçirilmelidir, iletişim stratejisinde veya taktiklerde, uygulamada sorun olabilir. 14. Kritik Başarı Faktörü ve Kritik Risk Faktörü: Bu faktörler daha çok PRUP’lar için belirlenir. Ancak SİP’in hayata geçirilmesini etkileyebilecek başarı ve risk faktörleri mevcutsa genel olarak belirtilebilir. 15. Uygulama / Eylem Planı (PRUP): Önerilen iletişim etkinlikleri ve iletişim araçlarından üst yönetimce onaylananlar için ayrı bir uygulama/eylem planı yapılır, zamanlaması ve taktikler ayrıntılarıyla belirtilir. 16. Bütçe: Yapılacak bütün faaliyetler için bütçe hazırlanır. Bütün harcama kalemlerinin yapılacak bir ön araştırma sonucu, tahmini fiyatları çıkarılır ve üst yönetimin onayına sunulur. 17. Ölçümleme ve Değerlendirme Reklam Kampanyası Hazırlama Süreçleri 1. Durum Analizi 2. Hedef Kitle 3. Amaç 4. Stratejik Çözüm 5. Reklam Kampanyası a) Amaç b) Hedef Kitle c) Yaratıcı Strateji d) Yaratıcı Fikir e) Yaratıcı Metinler - Tv film senaryosu - Storyboard - Basın ilanı - Billboard f) Medya Planı - Televizyon - Yazılı Basın - Açıkhava g) Bütçe h) Zaman Planı i) Ölçme ve Değerlendirme

  • İş Modeli Nasıl Oluşturulur

    Bir çok girişimci, yeni bir iş kurarken çoğu zaman hazırlık yapmaz.Yani bir iş planı yapmaz, bir iş modeli oluşturmaz.Ülkemizde yeni kurulan işlerin çoğu ezbere yapılmaktadır.Ne yazık ki bin bir hevesle açılan işletmelerin çoğu en fazla iki yıl dayanabilmektedir. Bu yazımda sizlere bir iş modelinin nasıl oluşturulacağını anlatacağım.İş modeli üretme sadece yeni kurulan işler için değil, hali hazırda devam eden işletmelerin de kullanması gereken bir modeldir.İş modeli mevcut işletmelerde farkındalığı arttırmakla birlikte çok sağlıklı bir yol haritasıdır. İş Modeli Üretimi İş modelinin en iyi açıklaması, şirketlerin para kazanma mantığını gösteren 9 temel yapı taşıdır. Bu yapı taşları bir işin dört ana alanını kapsar : 1. Müşteri 2. Ürün 3. Altyapı 4. Finansal sağlık Dokuz Yapı Taşı 1. Müşteri Segmentleri 2. Değer Önerisi 3. Kanallar 4. Müşteri ilişkileri 5. Gelir Akışı 6. Temel Kaynaklar 7. Temel Faaliyetler 8. Temel Ortaklıklar 9. Maliyet Yapısı Müşteri Segmentleri Müşteri tüm iş modellerinin kalbidir.Bir şirket kar bırakan müşterisi yoksa ayakta kalamaz.Şirket müşteriyi memnun etmek için; ortak ihtiyaç,davranış ya da diğer ortak özelliklerini esas alarak segmentlere ayırmalıdır. İşletmeler hangi müşteri segmentlerine hitap edip hangilerine hitap etmeyeceklerine kesinlikle karar vermelidir. Müşteri grupları farklı segmentleri temsil eder.Eğer : • İhtiyaçları belirgin bir teklifi getiriyor ve doğruluyorsa, • Farklı dağıtım kanallarından ulaşılıyorsa, • Farklı ilişki şekilleri gerektiriyorsa, • Farklı kar fırsatları sunuyorsa, Önemli Soru : Kimin için değer yaratıyoruz? En önemli müşterilerimiz kim? Müşteri Segmentleri Çeşitleri :  Kitlesel Pazar  Niş Pazar  Segmentlere ayrılmış pazar  Çeşitlilik arz eden pazar  Çok yanlı Pazar Değer Önerisi Belli bir müşteri segmenti için değer yaratan ürün ve hizmet paketlerini anlatır. Değer önerisi müşterilerin bir şirketi diğerine tercih etmelerinin nedenidir.Bir şirketin müşterilerine sunduğu faydaların toplamıdır. Önemli Soru : Müşteriye hangi değeri sunuyoruz? Müşterilerimizin hangi problemlerine çözüm getiriyoruz? Müşteri ihtiyaçlarının hangilerini karşılıyoruz? Müşteri segmentlerine hangi ürün/hizmetleri sunuyoruz? Bir değer önerisi bir müşteri segmentinin ihtiyaçlarına yönelik ögeleri bir arada sunarak o segment için değer yaratır.Değerler nicel ve niteldir. Müşteriye sunulacak değeri yaratmada aşağıdaki unsurlar kullanılabilir. Yenilik : Bazı değer önerileri daha önce benzeri hiç sunulmadığı için müşterilerin hiç algılamadığı yep yeni bir ihtiyaç alanına hitap edebilir.Bu durum çoğunlukla teknolojide yaşanır. Performans : Değer yaratmak için kullanılan ortak yollardan biri de ürün veya hizmet performansını iyileştirmektir.Özellikle PC sektörü piyasaya bir önceki ürününden daha gelişmiş daha iyi bir ürün sunar. Kişiselleştirme : Bireysel müşterilerin ya da müşteri segmentlerinin ihtiyaçlarına hitap eden ürün/hizmetler tasarlamak da değer yaratır. İşi Yaptırmak : Müşterinin bazı işleri yapmasına yardım ederek de değer sağlanabilir. Tasarım : Genellikle moda ve elektronik ürünler için önemlidir. Fiyat : Fiyat konusunda hassas müşteriler için benzer bir değeri daha düşük bir fiyatla sunmak genel kabul görmüş bir yöntemdir.Ör:TATA – Nano Maliyet Azaltma Risk Azaltma : İkinci el bir araba alan biri için, bir yıllık servis garantisi ortaya çıkabilecek arızaların riskini azaltacaktır. Erişim Kolaylığı : Değer yaratmanın bir başka yolu da müşteriye ürünün/hizmetin erişim kolaylığıdır. Kolaylık/Rahatlık : Bir ürün ya da hizmete kolay ve rahat kullanım sağlamak ciddi bir değer yaratır.Apple, itunes ve ipod ile müşterilerine dijital müzik arama indirme ve dinleme anlamında büyük kolaylık sağlamıştır. Kanallar Bir şirketin değer önerisi sunmak istediği müşteri segmentiyle nasıl iletişim kuracağını ve o segmente nasıl ulaşacağını tarif eder. İletişim, dağıtım ve satış kanalları bir şirketin müşterileri arasındaki ara yüzü oluşturur. Önemli Soru : Müşteri segmentlerimize hangi kanallarla ulaşmalıyız? Onlara şu anda nasıl ulaşıyoruz? Kanallarımız şu an birbiriyle ne şekilde entegre durumda? Hangileri en maliyet verimli? Kanal Fazları 1. Farkındalık : Şirketimizin ürün ve hizmetlerine dair farkındalığı nasıl yaratırız? 2. Değerlendirme : Müşterilerimizin kuruluşumuzun değer önerisini değerlendirmesine nasıl yardımcı oluruz? 3. Satın Alma : Müşterilerin spesifik ürün ve hizmet satın almalarını nasıl sağlarız? 4. Sevkiyat : Bir değer önerisini müşteriye nasıl sevk ederiz? 5. Satış Sonrası : Müşteriye satış sonrası desteği nasıl sunarız Kanal Türleri iki türdür.Kendine ait ve iş ortağı. Müşteri İlişkileri Müşterilerle kurulacak ilişkiler kişisilleşmeden başlayıp, otomatikleşmiş sistemlere kadar uzanan bir skalaya yayılabilir. Müşteri İlişkileri aşağıdaki motivasyonlarla şekillenebilir. • Müşteri Kazanma • Müşteriyi Elde Tutma • Satışları Arttırma (müşteriyi pahalı şeyleri satın almaya ikna etme) Önemli Soru : Müşterilerimiz bizden ne tür bir ilişki kurmamızı ve sürdürmemizi ister? Müşteri İlişkilerinin Kategorileri Kişisel Yardım : Bu ilişki türü insan etkileşimine dayanır.Müşteri, satış sürecinde ya da satış sonrasında müşteri temsilcisiyle iletişim kurup yardım alabilir.Bu, satış noktasında, e mail le ya da farklı şekillerde sunulabilir. Kişiye Özel Yardım : Bu ilişki türünde müşteriye onunla özel olarak ilgilenecek bir müşteri temsilcisi atanır.En derin ve samimi ilişki türü budur ve biraz daha uzun bir zamanda gelişir. Örneğin, bankalar özel müşterilerine özel hizmet sunan bankacılar görevlendirir.Hatta bazılaına banka müdürü gider. Self Servis : Bu tür ilişkide şirket müşteriyle doğrudan ilişki kurmaz.Ancak müşteriye yardım etmek için tüm araçları sunar. Otomatik Hizmetler : Örneğin kişiselleştirilmiş online profiller müşterilerin kişiselleştirilmiş hizmetlere erişimini sağlar. Topluluklar : Birçok şirket kullanıcıların bilgi alışverişleri yapabildikleri, birbirlerinin sorunlarını çözdükleri online topluluklar kuruyor.Bu sayede müşterilerini daha iyi anlayabiliyor. Gelir Akışı Şirket kendisine şunu sormalıdır.Her bir müşteri segmentinin samimiyetle para ödemeye hazır olduğu değer hangisidir?Bu soruyu doğru cevaplayan şirket, her bir müşteri segmentinden bir veya birden fazla gelir akışı sağlayabilir. İki farklı gelir akışı vardır. Birincisi, Bir defaya mahsus alışveriş yapan müşterilerin harcamalarından kaynaklanan işlem gelirleri İkincisi, Müşteriye değer önerisi sunmak veya satın alma sonrası destek vermek için süre gelen ödemelerden kaynaklanan ve tekrarlanan gelirler. Önemli Soru Müşterilerimizin para harcamaya istekli olduğu değer hangisidir? Şu anda hangisi için para ödüyorlar? Ne şekilde ödüyorlar? Ne şekilde ödemeyi tercih ederler? Fiyatlandırma Mekanizmaları Sabit Menü Fiyatlandırma : Önceden belirlenmiş fiyatlar • Liste fiyatı • Ürün özelliklerine göre belirlenen fiyatlar • Müşteri segmentine göre belirlenen fiyatlar • Hacme göre belirlenen fiyat Dinamik Fiyatlandırma : Değişen Pazar koşullarına göre belirlenmiş fiyatlar • Pazarlık • Getiri Yönetimi (fiyat envantere ve satın alma zamanına bağlıdır.Ör:Uçak, otel) • Gerçek zamanlı piyasa • Açık Artırmalar Temel Kaynaklar Her iş modelinin temel kaynaklara ihtiyacı vardır.İşletmenin, değer önermeleri yaratıp sunmasına, çeşitli pazarlara açılmasına ve gelir elde etmesini sağlar. Temel Kaynaklar 4 tiptir. 1) Fiziksel 2) Fikri 3) Beşeri 4) Finansal Temel Faaliyetler İşletmenin ana iş konuları temel faaliyetlerdir.Örneğin Ern Akademi eğitim ve danışmanlık hizmetleri sunar.Yani temel faaliyetleri eğitim ve danışmanlıktır.Microsoft için de temel faaliyet yazılım geliştirmektir. Önemli Soru Değer önerimiz hangi temel faaliyetleri gerektiriyor? Temel Faaliyetler 3 ana grupta sınıflandırabiliriz. Üretim : Bir ürünün üstün kaliteyle üretilesi ve sunulmasıyla ilgilidir. Problem Çözme : Bu tip bir temel faaliyet, müşterinin sorunlarını farklı şekillerde çözmeyi hedefler.Danışmanlık şirketleri, hastaneler ve hizmet kuruluşları problem çözme faaliyetlerinin yoğun olduğu yerlerdir. Ağlar/Platformlar : Bu modele birkaç örnek verelim.Visa’nın iş modeli Visa kredi kartı ve tüccar,müşteri ve bankalar için sunulan işlem platformuyla ilgili faaliyetler yapılmasını gerektirir. Microsoftun iş modeli diğer üreticilerin yazılımlarıyla kendisinin Windovs işletim sistemi arasındaki ara yüzü yönetmesini zorunlu kılar. Temel Ortaklıklar İş modelinin işleyişini sağlayan tedarikçi ve ortaklardan meydana gelen ağı tarif eder. Şirketler farklı nedenlerden dolayı ortaklıklar kurar.İş modellerini geliştirmek,iyileştirmek, risklerini azaltmak veya yeni kaynak edinmek için şirketler başka şirketlerle ittifak kurarlar. Toplamda dört farklı ortaklık söz konusudur. 1. Rakip konumunda olmayan şirketlerle kurulan stratejik ittifaklar 2. Rakipler arasında kurulan stratejik ittifaklar 3. Yeni işler geliştirmek için kurulan ittifaklar 4. Tedarikte sıkıntı olmaması için kurulan alıcı-satıcı ilişkileri Maliyet Yapısı Değer yaratmak ve sunmak,müşteri ilişkilerini canlı tutmak, gelir elde etmek maliyet yaratan faaliyetlerdir. Bazı iş modelleri düşük maliyet bazıları ise yüksek maliyetler gerektirir. Önemli Soru İş modelimizin içindeki en önemli maliyetler hangileridir? En yüksek maliyetli temel kaynaklar ve faaliyetler hangileridir? Her iş modelinde maliyetlerin en aza çekilmesi gerekir.Maliyet yapılarına bakıldığında iki farklı şirket yapısı ortaya çıkmaktadır.Maliyet güdümlü ve değer güdümlü. Maliyet Güdümlü İş Modelleri Bu modelde önemli olan, her noktada maliyetlerin minimize edilmesine odaklanır.Amaç; düşük fiyatlı değer önerileri, maksimum otomasyon ve yoğun biçimde dışarıdan temin kullanılarak mümkün olan en hafif maliyet yapısını yaratmak ve korumaktır. Değer Güdümlü İş Modelleri Bazı şirketler bir iş modeli tasarımının maliyete etkilerini çok önemsemez ve değer yaratmaya odaklanır.Yüksek değer önerileri ve çok yüksek derecede kişiselleştirilmiş bir hizmet sunmak, genellikle değer güdümlü iş modellerinin karakteristiğini yansıtır.

  • Kişisel Misyon Örneği

    Kişisel misyon, bireyin hayatında neyi başarmak istediğini, hangi değerler ve ilkeler doğrultusunda hareket etmek istediğini belirten bir ifadedir. Bu misyon, kişinin hayatına anlam katmak, amaç belirlemek ve uzun vadeli hedeflerine odaklanmak için yol gösterici bir rehber olarak kullanılır. Kişisel misyon, kişinin güçlü yönlerini, tutkularını, değerlerini ve hedeflerini dikkate alarak şekillendirilir. Bu misyon, kişinin yaşamında neyin önemli olduğunu tanımlar ve onu motive eden temel unsurları ortaya koyar. Örneğin, bir kişi için kişisel misyon, başkalarına yardım etmek olabilir; bir diğeri için ise sürekli öğrenmek ve kendini geliştirmek olabilir. Kişisel misyonunuzu belirlemek, uzun vadeli planlar yapmanıza, zor zamanlarda yönünüzü bulmanıza ve daha anlamlı bir hayat sürmenize yardımcı olabilir. Profesyonel bir eğitimci olan Amerikalı Rolfe Kerr, benzersiz bir kişisel misyonu şöyle listelemiş.Çok beğendiğim ve faydalı olacağını düşündüğüm için sizlerle de paylaşmak istedim. Bunun adına ister “Kişisel Misyon” deyin, isterseniz “Kişisel  Anayasa” deyin.Önemli olan ne dediğiniz değil, ne kadar uyguladığınızdır. Önce kendi evinde başarılı ol Tanrı’nın yardımını iste ve buna layık ol Dürüstlüğünden hiçbir zaman ödün ver İlgili kişileri unutma Bir yargıya varmadan önce her iki tarafı da dinle Başkalarına akıl danış Orada bulunmayan kimseleri savun İçten, kararlı ol Her yıl yeni bir konuda yeterlilik kazan Yarının işini bugünden tasarla Beklerken elini çabuk tut Her zaman olumlu bir tavır takın Mizah ve hoşgörü anlayışını kaybetme Kişi olarak da iş yerinde düzenli ol Hatalardan korkma, sadece o hatalara yaratıcı, yapıcı ve düzeltici tepkiler gösterememekten kork. Yanında çalışanların başarıya ulaşmalarını kolaylaştır Konuştuğunun iki katını dinle Bütün yeteneklerini ve çabalarını elindeki işe yönelt, bir sonraki işini ya da yükselmeyi dert etme Siz de kendi kişisel misyonunuzu oluştururken aşağıdaki maddelerden yararlanabilirsiniz. Kişisel misyonlar, bireylerin değerlerine, hedeflerine ve hayat amaçlarına göre farklılık gösterebilir. İşte birkaç kişisel misyon örneği: Öğrenme ve Gelişim: "Hayat boyu öğrenmeye ve kendimi sürekli olarak geliştirmeye adanmış bir birey olarak, her gün yeni bir şeyler öğrenmeyi ve yeteneklerimi artırmayı amaçlıyorum." İlham Verme: "Başkalarına ilham vermek, onları güçlendirmek ve pozitif bir etki yaratmak için çalışıyorum. İnsanların potansiyellerini gerçekleştirmelerine yardımcı olmak en büyük tutkum." Sağlık ve Zindelik: "Fiziksel ve zihinsel sağlığımı korumak için dengeli bir yaşam sürmeye kararlıyım. Sağlıklı bir yaşam tarzını sürdürerek, hem kendime hem de sevdiklerime daha iyi hizmet edebilirim." Aile ve İlişkiler: "Aileme ve sevdiklerime sevgi dolu, anlayışlı ve destekleyici bir birey olarak katkıda bulunmak benim en büyük önceliğim. İlişkilerimi güçlendirmek ve onlarla anlamlı bağlar kurmak istiyorum." Topluma Katkı: "Toplumumda pozitif bir fark yaratmak için çalışıyorum. Gönüllü projelere katılarak, ihtiyaç sahibi insanlara yardım ederek ve çevreme duyarlı bir birey olarak yaşamayı hedefliyorum." Yaratıcılık ve İfade: "Yaratıcı ifade yollarıyla kendimi ortaya koymak ve sanatsal projelerle dünyaya katkıda bulunmak istiyorum. Hayal gücümü özgür bırakmak ve başkalarına da ilham vermek benim kişisel misyonum." Bu örnekler, kişisel misyonunuzu belirlemenize yardımcı olabilir. Kendi misyonunuzu oluştururken, hayatınızda en çok neye değer verdiğinizi ve hangi hedeflere ulaşmak istediğinizi düşünmeniz önemlidir.

  • Şirket İçi Kontrol Nasıl Yapılır ?

    Şirket içi kontrol (iç kontrol), bir işletmenin amaçlarına ulaşmak, varlıklarını korumak, mali kayıtların doğruluğunu sağlamak ve yasa ve düzenlemelere uyumu temin etmek amacıyla yapılan sistematik süreçleri ifade eder. İç kontrol sistemlerinin etkin şekilde kurulması ve işletilmesi, işletmenin başarısı ve sürdürülebilirliği açısından kritiktir. İşte şirket içi kontrolün nasıl yapılacağına dair bazı temel adımlar: 1. Kontrol Ortamının Oluşturulması Yönetim Felsefesi ve İş Ahlakı:  Üst yönetimin tutumu ve iş ahlakı, şirketin genel kontrol ortamını belirler. Örgütsel Yapı:  Sorumlulukların ve yetkilerin net bir şekilde tanımlanması. Personel Politikaları:  Çalışanların işe alım, eğitim ve performans değerlendirme süreçleri. 2. Risk Değerlendirmesi Risk Tanımlama:  Şirketin karşı karşıya kalabileceği potansiyel risklerin belirlenmesi. Risk Analizi:  Bu risklerin olasılık ve etkilerinin analiz edilmesi. Risk Yönetimi:  Risklerin minimize edilmesi için stratejilerin geliştirilmesi. 3. Kontrol Faaliyetleri Prosedürler ve Politikalar:  İş süreçleri ve prosedürlerinin dokümante edilmesi. Yetki Onayları:  İşlemlerin uygun yetki seviyelerinde onaylanması. Ayrı Görevler:  Görevlerin çalışanlar arasında dağıtılması, böylece hataların veya yolsuzlukların önlenmesi. Fiziksel Kontroller:  Varlıkların fiziksel olarak korunması. 4. Bilgi ve İletişim Bilgi Sistemleri:  Finansal ve operasyonel bilgilerin doğru ve zamanında toplanması. İç İletişim:  Yönetim ile çalışanlar arasında etkin iletişim kanallarının kurulması. Dış İletişim:  Yatırımcılar, düzenleyici kurumlar ve diğer paydaşlarla iletişim. 5. İzleme ve Değerlendirme İç Denetim:  İç kontrol sistemlerinin etkinliğinin düzenli olarak denetlenmesi. Dış Denetim:  Bağımsız dış denetçilerin değerlendirmesi. Düzenli Gözden Geçirme:  İşletme süreçlerinin ve kontrollerin düzenli olarak gözden geçirilmesi ve güncellenmesi. 6. İç Kontrol Raporlaması Kontrol Eksikliklerinin Raporlanması:  Kontrol eksikliklerinin üst yönetime ve yönetim kuruluna raporlanması. Düzeltici Eylemler:  Eksikliklerin giderilmesi için gerekli düzeltici eylemlerin uygulanması. 7. Eğitim ve Farkındalık Eğitim Programları:  Çalışanların iç kontrol süreçleri hakkında eğitilmesi. Farkındalık Kampanyaları:  İç kontrolün önemine dair farkındalığın artırılması. Bu adımlar, şirket içi kontrol sistemlerinin etkin bir şekilde kurulması ve işletilmesi için genel bir çerçeve sunar. Her şirketin kendine özgü yapısı ve ihtiyaçları olduğundan, bu adımların şirketin özel durumuna göre uyarlanması gerekebilir.

  • Kariyer Danışmanı Ne Yapar ?

    Kariyer danışmanı, bireylerin kariyer hedeflerini belirlemelerine, kariyer planları yapmalarına ve bu hedeflere ulaşmalarına yardımcı olan profesyoneldir. Kariyer danışmanları, genellikle eğitim kurumlarında, özel danışmanlık firmalarında, insan kaynakları departmanlarında veya bağımsız olarak çalışabilirler. İşte kariyer danışmanlarının yaptığı bazı temel görevler: Kariyer Değerlendirmesi ve Planlaması: Bireylerin yeteneklerini, ilgi alanlarını, değerlerini ve kişilik özelliklerini değerlendirmek için çeşitli testler ve envanterler kullanır. Bu değerlendirmeler doğrultusunda bireylerin kariyer hedeflerini belirlemelerine yardımcı olur. Eğitim ve Gelişim Danışmanlığı: Bireylerin kariyer hedeflerine ulaşmaları için gerekli olan eğitim ve becerileri belirler. Eğitim programları, kurslar ve sertifikalar hakkında bilgi verir ve yönlendirme yapar. İş Arama Stratejileri: Etkili özgeçmiş ve ön yazı hazırlama konusunda rehberlik eder. İş arama stratejileri, iş görüşmesi teknikleri ve mülakat hazırlığı konularında danışmanlık sağlar. Kariyer Değişikliği ve Geçişler: Kariyer değiştirmek isteyen bireylere rehberlik eder. Yeni kariyer yolları ve fırsatlar hakkında bilgi verir ve geçiş sürecini yönetmelerine yardımcı olur. Kariyer Gelişimi ve İlerleme: Mevcut işlerinde ilerlemek isteyen bireylere kariyer gelişim planları yapmalarında yardımcı olur. Liderlik, yönetim ve diğer profesyonel becerilerin geliştirilmesi için rehberlik sağlar. İş ve Yaşam Dengesi: Bireylerin iş ve özel yaşam dengelerini kurmalarına yardımcı olur. Stres yönetimi, zaman yönetimi ve iş tatmini konularında danışmanlık yapar. Piyasa ve Sektör Bilgisi: İş piyasası ve sektör trendleri hakkında güncel bilgi sağlar. Bireylerin kariyer hedeflerine uygun sektörler ve iş fırsatları hakkında bilgi verir. Ağ Kurma ve İlişki Yönetimi: Profesyonel ağ kurma ve ilişki yönetimi konularında rehberlik eder. Mentorluk ve networking fırsatları hakkında bilgi verir. Kariyer danışmanları, bireylerin kariyer yolculuklarında karşılaştıkları zorlukları aşmalarına ve hedeflerine ulaşmalarına yardımcı olarak, onların profesyonel yaşamlarında daha tatmin edici ve başarılı olmalarını sağlar.

  • Maliyet Analizi Nasıl Yapılır ?

    Maliyet analizi, belirli bir karar veya proje için yapılacak harcamaların ve elde edilecek faydaların değerlendirilmesidir. Bu süreç, bir projenin veya kararın ekonomik açıdan ne kadar mantıklı olduğunu anlamaya yardımcı olur. İşte maliyet analizi yapmanın temel adımları: 1. Hedef Belirleme Analizin Amacını Tanımlama:  Analizin hangi karar veya proje için yapıldığını ve neyi hedeflediğini netleştirin. 2. Maliyetleri Belirleme Doğrudan Maliyetler:  Proje veya karar için yapılacak doğrudan harcamaları belirleyin. Örneğin, malzeme maliyetleri, iş gücü, ekipman. Dolaylı Maliyetler:  Doğrudan maliyetlerin yanı sıra, projeye dolaylı olarak etki eden maliyetleri de belirleyin. Örneğin, yönetim giderleri, genel işletme maliyetleri. 3. Fayda ve Getirileri Belirleme Doğrudan Fayda:  Proje veya karar sonucunda elde edilecek doğrudan gelir veya tasarrufları belirleyin. Dolaylı Fayda:  Proje veya kararın uzun vadede sağlayabileceği dolaylı faydaları değerlendirin. Örneğin, marka değeri, müşteri memnuniyeti, verimlilik artışı. 4. Zaman Çerçevesini Belirleme Proje Süresi:  Analizin kapsadığı zaman dilimini belirleyin. Kısa vadeli ve uzun vadeli maliyet ve faydaları ayrı ayrı değerlendirmeniz gerekebilir. 5. Maliyet ve Fayda Verilerini Toplama Veri Kaynakları:  Gerekli maliyet ve fayda verilerini toplamak için güvenilir kaynaklar kullanın. Şirket içi raporlar, piyasa araştırmaları, uzman görüşleri gibi. Veri Doğruluğu:  Topladığınız verilerin doğru ve güncel olduğundan emin olun. 6. Maliyet ve Fayda Analizi Yapma Toplam Maliyetleri ve Faydayı Hesaplama:  Topladığınız verilerle toplam maliyetleri ve toplam faydayı hesaplayın. Net Fayda (Net Kazanç):  Toplam faydadan toplam maliyetleri çıkararak net faydayı belirleyin. 7. Analiz Yöntemleri Geri Ödeme Süresi (Payback Period):  Projeye yapılan yatırımın ne kadar sürede geri kazanılacağını belirler. Net Bugünkü Değer (NPV - Net Present Value):  Gelecekteki gelirlerin ve giderlerin bugünkü değerini hesaplar. İç Getiri Oranı (IRR - Internal Rate of Return):  Projenin kârlılığını belirlemek için kullanılır. Maliyet-Fayda Oranı (BCR - Benefit-Cost Ratio):  Her bir maliyet birimine karşılık ne kadar fayda elde edileceğini gösterir. 8. Sonuçları Değerlendirme Karar Verme:  Maliyet ve fayda analizinin sonuçlarına göre, projeye veya karara devam edip etmeyeceğinize karar verin. Duyarlılık Analizi:  Farklı senaryolar ve varsayımlar altında analizin sonuçlarını test edin. Bu, belirsizlikleri ve riskleri değerlendirmenize yardımcı olabilir. Örnek Örneğin, bir işletme yeni bir üretim makinesi satın almayı planlıyor. Doğrudan Maliyetler: Makine maliyeti: 100,000 TL Kurulum maliyeti: 20,000 TL Eğitim maliyeti: 10,000 TL Dolaylı Maliyetler: Bakım maliyetleri: Yıllık 5,000 TL Enerji maliyetleri: Yıllık 3,000 TL Doğrudan Fayda: Üretim artışı ile yıllık ek gelir: 50,000 TL Dolaylı Fayda: Artan üretim verimliliği Azalan iş gücü maliyetleri Toplam maliyet ve faydaları değerlendirerek, makinenin satın alınmasının mantıklı olup olmadığını belirleyebilirsiniz. Bu adımları takip ederek, maliyet analizinizi sistematik bir şekilde yapabilir ve daha bilinçli kararlar alabilirsiniz.

  • Özgüven Nasıl Artırılır ?

    Özgüven, kişinin kendi yeteneklerine, kararlarına ve değerine olan inancı olarak tanımlanabilir. Özgüveni artırmak, kişinin hem kişisel hem de profesyonel hayatında daha başarılı ve tatmin edici bir yaşam sürmesine yardımcı olabilir. Özgüveni yükseltmek için izlenebilecek bazı stratejiler şunlardır: Kişisel Gelişim ve Farkındalık Kendini Tanıma: Güçlü Yönlerini Tanı:  Kendine ait güçlü yönleri ve yetenekleri belirlemek, özgüveni artırır. Bunları yazılı hale getirmek ve gerektiğinde gözden geçirmek faydalıdır. Zayıf Yönlerini Kabul Et:  Herkesin zayıf yönleri vardır. Bunları kabul etmek ve geliştirmek için çaba göstermek önemlidir. Gerçekçi Hedefler Belirlemek: Kısa Vadeli Hedefler:  Küçük ve ulaşılabilir hedefler belirlemek, başarı hissini artırarak özgüveni yükseltir. Uzun Vadeli Hedefler:  Uzun vadeli hedefler belirlemek ve bu hedeflere ulaşmak için plan yapmak da motivasyonu ve özgüveni artırır. Başarıları Kutlamak: Küçük Başarıları Tanımak:  Küçük başarıları bile kutlamak, kendine olan inancı artırır. Başarı Günlüğü:  Günlük olarak küçük başarıları not etmek ve bunları gözden geçirmek, özgüveni sürekli kılar. Düşünce ve İnançları Yeniden Şekillendirme Olumlu Düşünmek: Olumlu İçsel Diyalog:  Kendinle konuşurken olumlu ve destekleyici ifadeler kullanmak, olumsuz düşünceleri azaltır. Olumlamalar:  Düzenli olarak olumlu ifadeler (affirmations) kullanmak, özgüveni artırabilir. Kendine Şefkat Göstermek: Kendine Karşı Nazik Olmak:  Hatalar yaptığında kendine sert davranmak yerine, nazik ve anlayışlı olmak önemlidir. Kendini Affetmek:  Geçmişteki hataları kabul etmek ve kendini affetmek, ilerlemek için gereklidir. Fiziksel ve Duygusal İyilik Hali Fiziksel Aktivite: Egzersiz Yapmak:  Düzenli fiziksel aktivite, hem fiziksel hem de zihinsel sağlığı iyileştirir ve özgüveni artırır. Sağlıklı Beslenme:  Dengeli ve sağlıklı bir beslenme düzeni, enerji seviyelerini yükseltir ve genel iyilik halini artırır. Görünüm ve Bakım: Kişisel Bakım:  Kendine özen göstermek, iyi görünmek ve iyi hissetmek, özgüveni artırır. Giyim:  Kendine uygun ve rahat hissettiren kıyafetler giymek, kendine olan güveni artırabilir. Sosyal ve Çevresel Faktörler Destekleyici İlişkiler: Olumlu İlişkiler:  Olumlu, destekleyici ve motive edici insanlarla vakit geçirmek, özgüveni artırır. Negatif İlişkilerden Kaçınma:  Olumsuz ve yıkıcı insanlardan uzak durmak önemlidir. Yardım ve Geri Bildirim Almak: Geri Bildirim:  Güvendiğin kişilerden yapıcı geri bildirim almak, kendini geliştirmeye yardımcı olur. Destek Almak:  Gerektiğinde profesyonel destek (koçluk, terapi vb.) almak, özgüveni artırmada etkili olabilir. Kendini Geliştirme ve Öğrenme Yeni Beceriler Kazanmak: Eğitim ve Öğrenme:  Yeni şeyler öğrenmek ve kendini geliştirmek, yeteneklerine olan güveni artırır. Hobiler:  İlgi alanlarına yönelik aktiviteler ve hobilerle uğraşmak, özgüveni artırabilir. Rahatlama ve Meditasyon: Stres Yönetimi:  Stresle başa çıkma teknikleri öğrenmek, özgüveni ve genel iyilik halini artırır. Meditasyon ve Farkındalık:  Meditasyon ve farkındalık uygulamaları, zihinsel netlik ve duygusal denge sağlar. Özgüven zamanla ve sürekli çabayla gelişir. Bu stratejileri düzenli olarak uygulamak, kişinin kendine olan inancını ve genel yaşam kalitesini artırabilir.

  • Norm Kadro Çalışması Nasıl Yapılır?

    Norm kadro çalışması, bir organizasyonun verimliliğini artırmak amacıyla ihtiyaç duyduğu personel sayısını ve niteliklerini belirlemek için yapılan sistematik bir süreçtir. Bu süreç, işletmenin iş yükünü, süreçlerini ve görevlerini analiz ederek optimal personel ihtiyacını belirlemeyi amaçlar. Norm kadro çalışmasının adımları şu şekildedir: Hazırlık ve Planlama: Hedeflerin Belirlenmesi:  Norm kadro çalışmasının amacı ve kapsamı net bir şekilde tanımlanmalıdır. Bu, hangi departmanlar veya süreçler üzerinde çalışılacağını belirlemeyi içerir. Çalışma Ekibinin Oluşturulması:  Projeyi yürütecek ekip oluşturulmalı ve gerekli eğitimler verilmelidir. Ekibin içinde insan kaynakları uzmanları, departman yöneticileri ve ilgili diğer paydaşlar bulunmalıdır. Mevcut Durumun Analizi: Organizasyon Yapısının İncelenmesi:  Mevcut organizasyon yapısı, görev tanımları, iş süreçleri ve mevcut personel sayısı detaylı bir şekilde incelenmelidir. İş Analizi:  Her bir pozisyonun sorumlulukları, görevleri ve iş yükü analiz edilmelidir. Bu, anketler, mülakatlar ve gözlemler yoluyla yapılabilir. Veri Toplama:  Çalışanların iş yapma süreleri, performans verileri, iş akışları ve süreç verimliliği gibi veriler toplanmalıdır. İş Yükü Analizi: İş Yükü Ölçümü:  Her bir pozisyonun iş yükü belirlenmelidir. Bu, işlem sürelerinin ölçülmesi, iş akışlarının incelenmesi ve görev sürelerinin hesaplanması yoluyla yapılır. İş Yoğunluğu ve Talep Analizi:  İş yoğunluğu dönemsel olarak değişebilir, bu nedenle talep dalgalanmaları ve yoğun dönemler dikkate alınmalıdır. Norm Kadro Tespiti: Norm Kadro Standartlarının Belirlenmesi:  İş yükü analizine dayanarak, her bir pozisyon için gereken optimum personel sayısı belirlenmelidir. Bu, iş yükünün adil bir şekilde dağıtılmasını sağlar. Benchmarking:  Sektördeki benzer işletmelerin kadro yapıları ve norm kadro standartları incelenerek karşılaştırmalar yapılabilir. Kadro Planlaması: Personel İhtiyaçlarının Belirlenmesi:  Analizler sonucunda ortaya çıkan norm kadro ihtiyacı doğrultusunda, hangi pozisyonlarda kaç personele ihtiyaç olduğu belirlenmelidir. Eğitim ve Gelişim Planları:  Mevcut personelin yeni norm kadro yapısına uyum sağlaması için gerekli eğitim ve gelişim planları oluşturulmalıdır. Uygulama ve İzleme: Uygulama Planının Hazırlanması:  Norm kadro çalışmasının uygulanması için detaylı bir plan hazırlanmalı, görev ve sorumluluklar belirlenmelidir. Performans İzleme:  Norm kadro planının etkinliğini değerlendirmek için düzenli performans izleme ve raporlama yapılmalıdır. Gerekirse plan güncellenmelidir. İletişim ve Geri Bildirim: Çalışanlara Bilgilendirme:  Norm kadro çalışmasının sonuçları ve değişiklikler çalışanlara açık bir şekilde anlatılmalı ve onların sürece katılımı sağlanmalıdır. Geri Bildirim Toplama:  Çalışanlardan ve yöneticilerden geri bildirim alınarak norm kadro planının etkinliği sürekli değerlendirilmelidir. Norm kadro çalışması, organizasyonun iş gücü verimliliğini artırmak ve kaynakları daha etkin kullanmak için kritik bir araçtır. Bu sürecin dikkatli ve sistematik bir şekilde yürütülmesi, işletmenin başarısı için önemli bir adım olacaktır.

  • Bilanço nasıl okunur ?

    Bir bilanço, bir şirketin mali durumunu belirli bir anda gösteren finansal tablodur. Bilançoyu okumak ve anlamak, şirketin finansal sağlığını değerlendirmek için önemlidir. İşte bilançonun temel bileşenleri ve nasıl okunacağına dair adımlar: 1. Bilançonun Temel Bileşenleri Bir bilanço genellikle üç ana bölümden oluşur: Varlıklar (Assets):  Şirketin sahip olduğu kaynaklar ve mülkler. Dönen Varlıklar (Current Assets):  Bir yıl içinde nakde çevrilebilecek veya kullanılabilecek varlıklar. Örneğin, nakit, alacaklar ve stoklar. Duran Varlıklar (Non-Current Assets):  Bir yıldan daha uzun süre kullanılacak varlıklar. Örneğin, bina, makine ve ekipman. Yükümlülükler (Liabilities):  Şirketin borçları ve yükümlülükleri. Kısa Vadeli Yükümlülükler (Current Liabilities):  Bir yıl içinde ödenmesi gereken borçlar. Örneğin, kısa vadeli krediler ve ticari borçlar. Uzun Vadeli Yükümlülükler (Non-Current Liabilities):  Bir yıldan daha uzun sürede ödenmesi gereken borçlar. Örneğin, uzun vadeli krediler. Özsermaye (Equity):  Şirketin sahiplerine ait olan kısım. Örneğin, ödenmiş sermaye ve dağıtılmamış karlar. 2. Bilançoyu Okuma Adımları Adım 1: Varlıkları İnceleyin Dönen Varlıklar:  Şirketin kısa vadeli likiditesini gösterir. Yüksek dönen varlıklar, şirketin kısa vadeli borçlarını rahatça ödeyebileceğini gösterir. Duran Varlıklar:  Şirketin uzun vadeli yatırımlarını ve varlıklarını gösterir. Bu varlıklar, şirketin operasyonlarını sürdürmesi için önemlidir. Adım 2: Yükümlülükleri İnceleyin Kısa Vadeli Yükümlülükler:  Şirketin bir yıl içinde ödemesi gereken borçları içerir. Yüksek kısa vadeli borçlar, şirketin kısa vadeli finansal baskı altında olduğunu gösterebilir. Uzun Vadeli Yükümlülükler:  Şirketin uzun vadeli finansal yükümlülüklerini gösterir. Bu borçlar, şirketin uzun vadeli finansal sağlığını etkiler. Adım 3: Özsermaye İnceleyin Özsermaye:  Şirketin sahiplerinin yatırımını ve birikmiş karlarını içerir. Yüksek özsermaye, şirketin güçlü bir finansal temele sahip olduğunu gösterebilir. 3. Finansal Oranlar Bilançoyu daha iyi anlamak için bazı finansal oranları kullanabilirsiniz: Cari Oran (Current Ratio):  Dönen Varlıklar / Kısa Vadeli Yükümlülükler. Bu oran, şirketin kısa vadeli borçlarını karşılama yeteneğini gösterir. Borç/Özsermaye Oranı (Debt to Equity Ratio):  Toplam Yükümlülükler / Özsermaye. Bu oran, şirketin ne kadar borçla finanse edildiğini gösterir. Nakit Oranı (Cash Ratio):  Nakit ve Nakit Benzerleri / Kısa Vadeli Yükümlülükler. Bu oran, şirketin en kısa vadeli borçlarını ne kadar hızlı ödeyebileceğini gösterir. 4. Bilançonun Analizi Bilançoyu analiz ederken dikkat etmeniz gereken bazı noktalar: Trend Analizi:  Bilanço verilerini birkaç dönem boyunca karşılaştırarak trendleri ve değişimleri belirleyin. Endüstri Karşılaştırmaları:  Şirketin bilançosunu, aynı sektördeki diğer şirketlerle karşılaştırarak performansını değerlendirin. Likidite ve Solvabilite:  Şirketin kısa ve uzun vadeli borçlarını ödeme yeteneğini değerlendirin. Bu adımları izleyerek bir bilanço tablosunu daha iyi okuyabilir ve şirketin finansal durumunu değerlendirebilirsiniz.

bottom of page